|
Almanya ||
GÜNÜMÜZ ALMANYA'SININ PERDE ARKASI
H. YÜKSEL:
Oradan bir Almanya'ya gelelim isterseniz... Amerikan-Alman rekabeti de var;
dünyada dengeleri tanımak bakımından soracağım, Almanya'nın durumu şu anda
nedir?
O. SİNANOĞLU:
Almanya'nın durumu şu; geçen sene zarfında Almanya'da çok temasım oldu...
Dört-beş kere gittik geldik... Hem onları gördük, hem de orada ne kadar
ahali varsa, onlara nutuklar attık. "Ne yaparsanız yapın, çocuklarınıza
Türkçe öğretin" diye... Sonra birgün, pazar günü konuşma yaptırıyorlardı
bana, bir de baktık ki bizimkilerden sakallı makallı bir takım var.
Çocukları da hep Kur'an kursuna gidiyor, bebeler böyle... Ondan sonra bunlar
Kur'an kursundan çıktı, merdivenden hoplaya zıplaya iniyorlar, aralarında
Almanca konuşuyorlar, bir kelime Türkçe bilmiyorlar. Biz de orada bu sakallı
zevata dedik: "Efendiler, iyi, çocuklarınız Kur'an Kursu alıyor ama, Türkçe
bilmiyor, işte o zaman çok büyük günah işliyorsunuz". Sonra baktım, ben
bitirince bunlar birbirine, "Sahi yahu, bunlara Türkçe öğretelim" filan diye...
Birden akıllarına geldi. Orada da o durum var. Fakat şimdi Almanlar bana
diyor ki, hakiki Almanlar yani, "Ya biz sömürge olduk". Ben de diyorum ki: "Sen
sömürge görmemişsin. Gel de bizi gör..." Buradan baktığın zaman AImanya için;
milletin kafasında hâlâ I. Dünya Harbi'nden önceki Osmanlı'nın hamisi gibi,
bizi çok seven "dostumuz Almanlar" gibi bir his vardır. Ve dolayısıyla da
hâlâ Almanya'yı dünyanın belli güçlerinden birşey zannederler. Meselâ işte
Almanya şunu dedi, Amerika bunu dedi... Yahu kardeşim bugün Almanya,
Amerika'nın demediği bir şeyi diyemez. Ha, bazen tersini der gibi olur. O
nasıl olur? Çünkü eskiden de Sovyetler zamanında, Rusya bir melânet
çevireceği zaman bir yerde kendisi ortalıkta görünmemek için Çekoslovakya'yı
gönderirdi, onlara yaptırırdı... Veya Afrika'ya Kübalılar'ı gönderirdi,
onları devreye sokardı. Kendi aracı pozunda dururdu... Amerika da bu
taktikleri kullanır. Onun için Almanya'dan tek başına bir şey çıkamaz yani...
İstese de çıkamaz. Ha, yalnız şu vardır, burada derin bir şey var, çok eski,
ta Romalılardan beri... Ben kendim akıl ettim de sonradan baktım ki, Batı'da
da bunları birileri yazmış... Şimdi; Roma İmparatorluğu Avrupa'nın,
kendilerinin kuzeyindeki bütün Keltleri fethetti. Ve onları Latinleştirmek
suretiyle işi bitirdi. Yani bu surette Fransızlar doğdu, İspanyollar doğdu.
Bunların hepsi aslında Keltti. Bunların hemen hepsi, bir iki nesilde
dillerini de unutmakla -bu ayrım orada başladı zaten-, şuurlu bir şekilde
eğitimleri değiştirilerek, Latinleştirildi. Ondan sonra Roma'yı daha fazla
savunur hale geldiler. Roma'dan fazla Romacı oldular...
H. YÜKSEL:
Bizimkiler gibi...
O. SİNANOĞLU:
Evet... Fakat biliyorsunuz Octavius Agustus çok büyük Roma İmparatoru...
Hakikaten büyük adamdır. Dehşet... Adam Roma'nın en büyük devrinde diyor ki:
"Sınırları şuraya kadar getirdik, şimdi bu sınırlar tabiî sınırlara geldi,
şurada bilmem ne nehri var, şurada bilmem ne bataklığı var... Oradan
ötesinde de bu yabanî Cermen kavimleri var. Bunlarla uğraşmaya değmez,
buralar bize yeter; sınırlarımızı da çizdik. Yeter, daha fazla
genişlemiyoruz. Burayı toparlayacağız, onlarla uğraşmayacağız" diye karar
veriyor...
H. YÜKSEL:
Almanlar yırttılar yâni...
O. SİNANOĞLU:
Evet. Almanlar bu surette Latinleşmekten kurtuldu. Fakat n'oldu? Romalılar
(Agustus)' dan sonra, şuurlu bir şekilde Kelt'leri Latinleştirerek
işi bitirdiler, sınırları içinde. Ve bu isyankâr kavimlerden rahatsız olup
dururlarken, onlar kuzu kesildi; hatta Roma'yı müdafaa etmemeye başladılar...
Fakat, Cermen'lere bulaşılmadığı için, Cermenler Cermen-Alman kaldıkları
için, dillerini, kültürlerini muhafaza ettiler; sonra da bunlar geldi,
Roma'nın işini bitirdi; yüz sene sonra... Roma'yı onlar batırdı... Şimdi bu
Latin ve Cermen kavgası, o günlerden beri halen devam etmektedir. Hatta ben
de düşünmüştüm; bazı tarihçiler de yazmış -sonradan baktık yazmışlar-, I. ve
II. Dünya Harpleri bile hâlâ, Latinleşmiş kavimlerle Latinleşmemiş Cermenler
arasındaki harpten ibarettir. Ve bu rekabet hâlâ devam etmektedir. Yâni
Fransız-Alman, İngiliz-Alman, Amerikan-Alman meselesinin altında
Latin-Cermen çatışması yatar. Şimdi bu var. Ama Almanya harbi tabiî
kaybetmiş, ordusu yok, bir şeyi yok... Orada da gizli cemiyetler kurulmuş
bizdeki gibi... Yine, Almanları da Latinleştirmek numaraları var. Meselâ en
son gittiğimde, Hamburg'da Almanya'nın çok büyük kitap şirketleri vardır;
dünyadaki en esaslı matematik, bilim kitaplarını bunlar yayınlar. Yâni
dışarıda da, Newyork'da şubesi vardır. Almanya'da tonla Almanca bilim
yayınları çıkardı. Şimdi bizim orada bir arkadaş, tanınmış bir Türk, ve
millî bir Türk yâni...
H. YÜKSEL:
Asimile olmamış...
O. SİNANOĞLU:
Olmamış, bayağı millî bir Türk arkadaş var; ve bu da orada kendi sahasında
bilim kitapları yazıyor, meşhur olmuş bilim dünyasında. Şimdi bu, yeni bir
kitap yazmış; yeni çalışmaları üzerine. O Alman şirketi de bunu çok seviyor,
kitaplarını basmak istiyorlar, "aman n'olur" falan diyorlar... Son
gittiğinde demişler ki buna: "Ya s..... et Almanca n'olacak ki, bunu
İngilizce yaz". O da demiş ki: "Yahu, Allah Allah nasıl olur? Almanya'da
bilim kitapları hep Almanca çıkardı, n'oldu?" Bir de öğrenmiş ki, meğer
birileri o sıralarda şirketi satın almış. Şimdi, Almanya'nın bellibaşlı
gazete ve kitap, bilim dergisi çıkaran şirketlerini, son birkaç sene içinde
birileri satın almış. Şimdi o birilerinin kim olduğunu siz düşünün, çıkarın...
akademedya ya doğru-kültür
sanat platformu
|
|