|
Bir Soylesi ||

Bir söyleşi:
-Nerede
kaliyordunuz? Yurtta herhalde .
-Ögrencilerin bir
kooperatifi vardi bir apartman binasi alt katinda da yemekhanesi. Ben yakin
bir evde bir oda buldum bir odadasim var. Odadasin soyadi da '' Türk'' .
Irlanda asilli kirmizi saçli falan '' Türk '' çünkü Irlandalilarin Türklere
sempatileri var Ingilizler Irlanda'ya çok çektirdi ya Sultan Abdülhamit
Ingilizler orada milleti açliktan öldürürken Irlanda'ya yardim göndermis
bunlar hiç unutmaz. Türkler'i severler bir de tabii Ingiliz'in karsisinda
olan herkesle Sultan Abdülhamit ilgilenmis. Bu yüzden hala '' Türk''
soyadini kullanirlar.
ATATÜRK'ÜN RUSYA'DAKi AYAK iZLERi
- Hayran
kaldiniz tabii...
- Yedi yasimdan beri
dünyanin neresinde olursa olsun degisik Türk'lere merakli oldugumdan o yasta
Asya haritalarindaki Türkçe yer adlarini tespit ederdim ilkokul 1'de 2'de
filan. Buna ragmen Baltik Denizi kenarinda da Türk olacagini hiç tahmin
etmiyordum. Karay Türkleriymis megerse. Eski Ankaralilar da Kirim Tatar
kökenlidir Kumanlarda eski Kirim Tatar Türkleri'nin dedeleri oluyormus.
Neredeyse akraba çikiyorduk. Baltik Denizi'nin kenarinda Türklerin ne isi
var ? Köy ayni eski Ankara avlulu evler dut agaçlari Yutsis'in ''ahbabim''
deyip tanistirdigi köyün en kidemlisi yasli zatin evine gittik. Sanki
rahmetli dedem ! O kadar benziyor. Sakir sukur Türkçe konusuyoruz onunla.
Karaylar da meger Kumanlar'dan gelmeymis.15. yüzyilda efsanevi ''Büyük
Litvanya '' Krali Vitutas -ki Litvanya Polonya ile birlesik o zaman
Baltik'tan Karadeniz'e kadar uzaniyor kendine Kirim Tatar Türkleri'nden
muhafiz alayi yapmis onlarda Vitutas'a çok sadik iyi hizmet etmisler iyi
cengaverler. Mükafat olarak Vitutas onlara iki timar vermis : Biri bu ''Tirakay
Köyü '' ve gölü biri de daha ilerde '' Kirk Tatarlar '' adinda bir köy. Iki
köy birbirinden kiz alip vermisler. Adam beni bir odaya götürdü ''kimse
giremez ama sana gösterecegim '' dedi. Kral Vitutas'in bunlari getirdigi
zamandan beri kiliçlar bayraklar tuglar dedelerinin Türkçe yazdigi destanlar
siirler Kimsenin haberi yok Yalniz sonunda dedi ki ''Atatürk zamaninda
Türkiye'den birileri gelirdi bize Türkçe Dergiler filan getirirlerdi
Atatürk'ten sonra ses kesildi ne oldu size ? Biz tabii daha tam farkinda
degildik o zaman Atatürk'ten sonra bize neler yapildiginin . Dinledim
gördüm Unutulmaz bir gün geçirdik orada ve Vinlius'a sehre döndük.
Çok genç
yasta profesörlüge ulastiniz. Bütün bunlar nasil oldu?
Bizim bütün sülalemiz millet için hiçbir menfaat düsünmeden çalismistir. Biz
de yaratilis olarak böyleyiz. Onlar hep içtimai konularla yazdilar, çizdiler.
Biz de çocukken edebiyata merakliydik, hatta 15-16 yasina kadar yazardim.
Sonra baktim, babam dahil ailede bir sürü yazar-çizer var. Rahmetli annem
Rüveyde Sinanoglu da kalemi çok kuvvetli bir gazeteciydi. Ben onunla nasil
rekabet edebilirim diye düsünmeye basladim. 6 yasindan beri fen, fizik,
kimya meraki vardi. Iyisi mi bilimi seçeyim dedim. O zaman "bu islerde aç
kalirsin" dediler ama benim para kazanma merakim yoktu. Eger sen hak için
halk için çalisirsan Allah rizkini veriyor. Biz aç kalacagiz diye bu islere
girdik, bir- kaç sene sonra bütün dünyadan birseyler yagmaya basladi. Bir is
yapabilmek, yaratabilmek, insanliga millete faydali olabilmek için kendini
unutacaksin.
Bir Türk 26
yasinda nasil profesör oldu?
Biz nelerle ugrastik oralarda, adeta yedi düvelle. Profesör olmak için merak
ettigimiz konularda yeni kuramlar, teoriler falan çikardik. Biz, dünyanin
bilim adamlarinin "50 senede çözülemez" dedikleri isleri pat diye, Allah
nasip etti, çözdük. Ondan sonra dünyada kiyamet koptu. Dünyanin her
tarafindan bizi profesör yapmak istediler. Birçok üniversite beni çagirip
konusmalar yaptirmaya basladi. Yasim 24, 25. Yale'de de yardimci profesör
olarak baslamistim. "Yahu bu adam parladi, bizden kaparlar. Biz bunu
profesör yapalim" demisler. Normal isleyise göre 40 yasindan önce
olunamiyor. Her taraftan çullanilinca bizi kaçirmamak için bütün ara
basamaklari atlatarak profesör yaptilar.
O günler,
hayatinizin en hareketli günleri...
Kendi kendime dedim ki, "bunlara ne oluyor. Ben bu kurami 1 yil önce buldum
ve bularak mükafatimi zaten aldim. Gecenin üçlerinde bir çözüm çikiyor ben
havalara uçuyorum. Tasavvuf gibi birsey, âlemlere daliyorsun neler
görüyorsun, neler. Gece üçte çikiyorum okuldan, kar yagiyor, hava buz gibi.
Yarim saatlik yere kosarak gidiyorum, kafa ne biçim açiliyor. Simsekler
çakiyor kafamda. Çünkü, kafa matematiksel olarak çalismaya basladi mi, her
konuda çalisir. Kosarken bir yandan da marslar söylüyorum.
Hangi mars?
Dumlupinar'i söylüyorum.
Bu
arayis nasil basladi, ne kadar sürdü? Ömür boyu. Zannedilir ki ben
hep burnunu kitaplara gömmüs bir adam olarak bilinirim. Biz 17 yasinda nasil
oralara gittik! Simdikiler gibi kapagi oralara atalim düsüncesi yok. O
siralarda Ankara bir nevi isgal edilmis durumda, Amerikan askerleri falan
var. Daha ilkokulda, "Türkiye 2. Dünya Savasi'na girmedi. Nasil oluyor da
isgal ediliyor. Kurtulus Savasi'ni niye yaptik?" diyorum. Amerikan
askerlerinin yaptigi rezillikleri görüp, sinir oluyordum. Amerika'ya
gönderme niyetlerinin bizi devsirme yapmak oldugunu bildigim için karsi
çikiyordum. Bir yakinim, "Senin bir anan var. Ona birsey olursa okuyamazsin"
deyince gitmeye karar verdim. Giderken Türk bayragi önünde "Gidecegim. Allah
kismet ederse orada söz sahibi olacagim. Ondan sonra gelip onlarla daha
kuvvetli mücadele edecegim" diye yemin ettim ve yeminimi hiç unutmadim.
Yani
Sinanoglu hep, kendisini 26 yasinda profesör yapan sistemle hesaplasma
içindeydi... Beni
onlar profesör yapmasaydi, Avrupalilar da Ruslar da profesör yapardi. Niye
kendimi borçlu hissedeyim! Zaten ben egitimimin yarisini tamamen Türkçe
dille, Türkiye'de liseyi bitirinceye kadar aldim. Bu egitimle Amerika'ya
gidip üç sene birden atladim. Yani beni yetistiren Türkiye'dir.
1962'den
beri Türkiye'ye gelip gitmeye basladiniz. "Harika Türk" diye iltifat
gördünüz ama elinizi de hiçbir ise sürdürmediler...
Her gittigimiz yerde medar-i iftiharimiz derler, ama bize hiçbir is
yaptirmazlar. Bu ülkede bilimsel arastirma yapmamiza dahi mani olmuslardir.
Dünyanin her tarafina profesör yetistirdik, Türkiye'de bunu yapalim dedik,
yaptirmadilar. Kazayla bir mevkide olan samimi biri çikar "aman söyle
yapalim, böyle yapalim" der. Iki üç hafta sonra bize merhaba bile demez.
Çünkü, bir yerden telefon gelir. 40 senedir bunlari yasiyoruz. Bir keresinde
cuntaci komutanlara dedim ki: "Beni kapidan atsaniz bacadan girerim. Benim
dedelerim Karacabeyler 2. Murad'dan beri var ve mezarlari Ankara Kalesi'nin
dibindedir. Siz nereden geldiniz?" Neticede elimi hiçbir ise sürdürmediler.
Bir pozitif bilimci olmaniza ragmen...
Müsbet bilimci... Evet, müsbet bilimci olmaniza
ragmen farkli bir formülünüz var. "Bilim + gönül" diyorsunuz.
Ne demek
bu? Bizim eski
alimlerimizde söyle bir anlayis vardir: Bir alimin alim olabilmesi için hem
maddi hem de manevi ilimlerde bilgi sahibi olmasi lazimdir. Biz bunu
sonradan kesfettik ve akil ve bilimle, gönülle maneviyati birlestirmenin
geregini anlattik. Bati herseyi akla dayamistir halbuki akil bir uzuvdur.
Dogu'da aklin üstünde bir sey vardir o da gönüldür. Akli, gönlün yönetmesi
gerekir. Bilgisayar yazilimi gibi. Toplumun da gönlü vardir ve bu da
harstir, kültürdür. "Türk Aynstayni" benzetmesi
nereden çikti? Sahsen kimseye benzemek istemem, ben benim. Kitabin
adini öyle koymuslar. Onun için yani, estagfurullah... Einstein'a
yetisemedim ama onun gibi ünlü birçok bilim adamini tanidim ve onlarla
arkadas oldum. Özel hayatlarina girdim. Ben 26, 30 yasindayken benim mesleki
akranlarim 60 yaslarindaydi ve hepsi de arkadaslarimdi. Bu arada Einstein'in
bilinmeyen bir yönünü söyleyeyim. Einstein'in iki önemli kitabi vardir. Biri
biliyorsunuz, Izafiyet Teorisi üzerine, digeri de Yahudi Tasavvufu üzerine.
Çünkü, Einstein son derece dindar bir Yahudi'ydi.
Türk diline
ve Türk kimligine çok önem veriyorsunuz. "Bilim dili Türkçe olmali" diye
kampanya baslattiniz. Bu, neden gerekli?
Biz her insanin haysiyetiyle serefiyle yasayabilme hakkina inaniyoruz. "Türk
diyor baska bir sey bilmiyor" diye anlasilmasin. Bakanlarin hayat
hikayelerine bakiyorsunuz. Filanca bakan... "Evlidir, iki çocuk babasi ve
Ingilizce bilir." Peki baska ne bilir? Bu adam matematik bilir mi, devlet
idaresi bilir mi, isiyle ilgili birsey bilir mi? Bütün sömürgelerde
sömürgeci, kendi dilini dünya dili oluyor diye yutturmustur. Fransizlar da
Cezayir'de bunu yapmistir. Oyun budur Türkiye'de. Akli basinda her ülkede
egitim dili kendi resmi dilidir. O da çogunlugun dilidir. Bilim niye
Ingilizce yapilmaz? Çünkü, bir insan biraz ögrenmekte oldugu bir dilde
birsey ögrenmesi mümkün degildir. Size bilimi ögretecek de yarim buçuk bir
yabanci dille fizigin temel kavramlarini anlatiyor. Yahu, bunu kendi dilinde
anlatsa zor anlarsin zaten. Dünyada Ingilizce bitiyor, Amerika'da bile
Ispanyolca almis yürümüs, Çince geliyor. Biz hâlâ Ingilizce derdindeyiz.
Sizin Türk
ve Müslüman kimligi üzerine yaptiginiz tesbitler de ilginç...
Türk olmak, Alman olmak ya da Rus olmak, irk meselesi degildir. Bir
biyolojik gen, yani kalitim var. Bir de kültür genleri var. Bir millete
mensup olmak demek kafa ve gönül meselesidir. Soyunu sopunu tartismak
anlamsiz. Orta Asya'da bakiyorsunuz biyolojik olarak tip tam Türk ama agzini
açiyor, Rusça konusuyor ve bundan da övünüyor, kendini Rus saniyor dangalak.
Bunlara mankurt derler. Biz ise gönüllü mankurtluk yapiyoruz.
Bu tarifte
Islami nereye oturtuyorsunuz?
Din, kültürün en önemli unsurudur. Biz lisedeyken üçüncü mevkide Anadolu
seyahatleri yapardim. Köylüler oturmus. Gider sorardim: "Türk ne demek?"
Adam da derdi ki "Türk demek, Müslüman demek." Peki, Müslüman ne demek?
"Türk demek." Dünyada birçok yerde de böyle biliniyor. Türkler bin sene
Islami temsil etmis, koruyucusu olmustur. Bizim kimligimizdeki Türklük ile
Müslümanligi ayirmak bir Amerikan oyunudur. Daha dogrusu, yeni dünya düzenci
küresel kraliyetçi takimin ve oradaki buradaki gizli cemiyet uzantilarinin
marifetiyle yapilmistir. Türkü Müslüman lafina, Müslümani Türk lafina düsman
ettiler. Türkiye Cumhuriyeti içinde, kendisini nasil tanimliyorsa tanimlasin
herkes Türk'tür.
Tarih
tahteravalli gibidir... Simdi sira bize geliyor
Siz, israrla geri kalmisligin bir kader olmadigi
noktasindan hareket ediyorsunuz... Olur mu öyle sey. Bati bilimi
bizden ögrendi. Böyle, sürekli geçmisle övünmek
ne kadar anlamli? Övünmüyoruz, layik olmaya çalisiyoruz. Hedef budur.
Tarih bir tahteravalli gibidir. Bunun matematiksel denklemlerini yazabilirim.
Besyüz sene Bati tarafi yükselir, öbür tarafi asagi iner, besyüz sene de
tersi olur. Simdi, sira bize gelmistir. Bati, Amerika'siyla Avrupa'siyla
içinden çürüyor. Onun için sira bize geliyor kimse merak etmesin.
Kitabin
sonunda "Türkiye'yi Kuvayi Milliye ruhu kurtaracaktir" diyorsunuz. Bu
devirde nasil bir Kuvayi Milliye hareketi tasarlanabilir?
"Milli" deyince hamaset, irkçilik falan yapmiyoruz. Herkese hitap ediyoruz
ve simdi birlik ve beraberlik zamanidir. Yoksa gizli cemiyet üyeleri de
dahil hepimiz hapi yutacagiz. Bu gizli cemiyetlerin isimleri nedir? Kim
üstüne aliyorsa onlari kastediyorum. Bütün devlet kademelerinde, çesitli
partilerin baslarinda, üniversitelerde, özel kuruluslarda, vakiflarda hatta
bilmem ne derneginin basinda bu gizli cemiyet üyeleri vardir. Asil
patronlari da disaridadir. Bunlarin niyeti dünya hakimiyeti kurmaktir.
Bunlarin arkasinda gizli cemiyet önünde daha az gizli cemiyet, en önde de
açik gibi görünen ama gayesi gizli cemiyetler vardir. Isleri böyle
yürütürler. Oralara da vasifsiz ve serefsiz
olduklari için birtakim adamlari koyarlar.
Onlar da
Türkiye'yi teslim ederler.
Bu ana yapiyla
ugrasmadan Türkiye'de hiçbir sey hallolmaz. Ama, sunu da söylemek lazim ki,
yeni dünya düzencilerin isi Amerika'da da Avrupa'da da bitiyor. Müjde!
Sizin bir müjdeniz de "Türk dünyasinin 100 senelik
plani." Bunu açar misiniz? Açar miyim yahu. Biz, kagit falan
oynamiyoruz ama elimizi de göstermeyiz yani.
ABD'de
yillarca yasadiniz ve hâlâ gidip geliyorsunuz. Neden Amerikan vatandasi
olmadiniz? Niye
olayim? Kimligimden niye vazgeçeyim? Bir tarihte Türkiye Disisleri Bakani
Nev York'a gelmisti. Bana "Oktaycigim çifte vatandaslik çikardik. Sen de ABD
vatandasi olsana" dedi, adamcagizi azarladim. Niye ABD vatandasi olayim, biz
Porto Riko muyuz? Peki bu sözünü ettiginiz gizli
cemiyetlerden hiç teklif almadiniz mi? Bakin size söyleyeyim: Bu
cemiyetlere vasifsiz adamlari alirlar. Kendi fikri ve düsüncesi olan
adamlara de teklif edemezler. Bana hiçbirinden hiçbir zaman teklif gelmedi
çünkü 5 yasindan beri ne adam oldugumuzu biliyorlar.
|
|